You are currently browsing the Arastirma&Sohbet category.
VN:F [1.8.6_1065]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
Genelde kullanıcılarının bana göre lüzumsuz fanatiklikleri ve özgüven fışkırması yaşamakta olan Steve Jobs sayesinde apple firması ipod shuffle gibi saçmadan da öte ürünleri piyasanın çok üzerinde fiyatlara satmayı becermiştir,nitekim macbook veya kalifiye diğer ürünleri bu tanımın dışında kalır.iPad’de çıktı çıkacak derken tanıtım ve apple resmi sitesindeki kendi sayfasına sahip olması üzerine çok ses getirdi.iPad nedir? diyecek olanlar için aslında pazarı değiştirecek netbookları rafa kaldırması beklenen apple’ın iphone ve touch serisinden gelen meşhur multitouch vb. özelliklerini barındıran tablet pc’dir diye tanımlayacakken,apple’ın her daim yaptığı kırpmalar sonucu bir yere koyamadığımız kendi çapında bir ürün olarak göze çarpan tabletimsi olmuş.

apple iPad
Öncelikle özelliklerine değinmek gerek;
iPad’in bellek versiyonu ve 3G sahibi olup olmamasına göre değişen fiyatları var.şöyleki:

açıklanan Amerika pazarı fiyat listesi
Öncelikle 499$ bir apple firmasına ait bir ürün heleki tablet için ağızların sularını akıtabilir ancak iPad tam olarak bir tablet sayılmaz ve bu cihazın ülkemizdeki satış fiyatı 1.200 civarı(başlangıç) olacağını düşününce 16GB belleğe sahip,flash,java,usb bellek,kamera,divx dosyalarınızı oynatamaması,okumak istediğiniz herhangi bir pdf veya e-book’u app store’dan satın almak durumunda olmanız size de saçma gelmiyor mu,tüm bunları yapamadığı gibi birde sunduğu 16GB bellek tam manası ile komik..Yani şu an için iPad ve iTouch 16GB serisi arasındaki tek fark ekran boyutu oluyor.

Fanboyların serzenişi
Ayrıca tablet denmemesinin bir diğer sebebi de cihazın işletim sistemi iPhone OS’a emanet,yani tüm can sıkıcı durumların haricinde elinizde Mac OS yerine iPhone OS ile çalışan geniş ekranlı tuhaf bir alet olacak,Cihazı merak edenler için daha evvel iphone veya itouch kurcalamış biri iseniz merak edilecek bir yenilik kesinlikle yok..neredeyse aynı ekran(home screen biraz büyük ve göz boyuyor 10″ sebebi ile),ikonlar,aynı özellikler..
Teknik açıdan ise bir iki güzelliği mevcut;
**öncelikle 9.7″ LED ve multitouch destekli bir ekranı var,el izinizin kalmaması için yağ kaydırıcı bir doku ile kaplanmış,

steve jobs ve elde avuçta duruşu
**wireless ve Bluetooth’u mevcut,3G’li modelin bağlantı konusunda – sayılabilecek herhangi bir durumu yok,zaten aklınıza gelebilecek herhangi bütün band yollarını destekliyor,3G’li modelda GPS’de var ancak düz olanında mevcut değil,
**1Ghz Apple A4 işlemcisi var buna alenen leş demek mümkün ancak aletin yapabilecekleri 4 duvar ile kısıtlı olduğundan sizi üzmeyecektir ta ki app store’da cihazınızı kasacak uygulamaları görünceye kadar işte o noktada apple zaten iPad 3Gs vari bir ürün çıkarmış olacaktır..
**Safari browser var..
**kamera yok,harici bir bellek girişi yapamıyorsunuz,içeride sıkıştınız kaldınız olsun app store herkese yeter,free uygulamalar bitince 0.5 cent diye gidersiniz sonrasında ilişki kuvvetlenir..
**En güzel özelliği ise bana göre 10 saate kadar gittiği iddaa edilen batarya ömrü uzun yolculuklarda bile film,müzik,Wlan konusunda tatmin edecektir,ama her tuttuğunu izleyemediğinden ötürü yine bir iç sıkıntısı bırakıyor..
tüm bunların neticesinde; apple netbook veya tablet pc sayılamayacak bir işlemci ve işletim sistemine sahip,app store’a buyrun eden tuhaf bir alet yapmış apple..tüm bunlara cevaben piyasada çok daha yoğun özgürlük tanıyan bazı şov özellikleri eksik olsa dahi amaca hizmet eden pek çok alternatifi olacağıda kesin,bir iki adaya bakmak gerekirse;

HP Slate
Nefretimi ağır bir şekilde kazanmış firma HP’ye gidiyoruz,Hp prototip olarak tanıttığı HP Slate ile pazarda en az iPad kadar ilgi göreceğe benziyor,henüz ortada şudur budur şeklinde netlik kazanmış bilgileri dolaşmasada windows 7 altyapısı kullandığı ve dokunmatik ekran üzerinden yönetileceği kesinlik kazanmış durumda.Windows ve dokunmatik ekran her daim kullanıcılarının ağzında acı bir tat bıraksada bu kadar da hödük olamayacaklarını ve bu sefer kullanıcı tarafından takdir ile karşılanan bir cihaz bekliyorum şahsen ms mühendislerinden.HP Slate’in ekranı apple ürünlerinden alışık olduğumuz multitouch özelliğini de destekleyecekmiş,ekran boyutu iPad’dan 0.3″ kadar büyük olacak ve 3G,Wi-fi desteği de bulunacak,fiyat olarak ise beklentim iPad ile hemen hemen aynı olacağı veya çok ekstra bir platformda maksimum 1.5 katı kadar bir meblağ civarında seyredecektir.

HP Slate
HP’nin yanı sıra piyasa şekillendikten sonra büyük ihtimalle Asus’da pay almak isteyecektir,samsung,acer gibi ikinci oyuncularda daha az maliyete sahip ürünlerle kendilerine yer edincektir.Sony ve Toshiba’nın ise proje içinde bir çalışması varsa bile şu vakte kadar sesleri çıkmadı..En nihayetinde benim görüşüm tablet pclerin apple’ın bu atağı sonucu hayatımızda çok daha fazla yer oynayacağı,hatta otobüs ve uçaklardaki laptop şekillilerinin kendilerini tabletlere emanet edeceğini bile görebiliyorum..işin en son noktası ise gittigidiyor’da iPad 16GB full program+film şeklindeki yurtdışından geldi satışları olacaktır..tabletler mağzaları doldurana kadar esen kalın efenim..
**apple iPad hakkında resmi bilgi: Apple iPad
VN:F [1.8.6_1065]
Posted 7 ay, 1 hafta ago at 17:54. 2 comments
VN:F [1.8.6_1065]
Rating: 10.0/10 (2 votes cast)
Türkçe meali Pete ve Pete’in maceraları.Bu dizi yaklaşık 10 sene belki daha fazla zaman önce Nickelodeon‘da yayınlanırdı,akşama doğru Clarissa biter nick kapanma reklamını girip Discovery Channel ile devam edeceği ortak yayınına geçmeden önce 18.00 civarı pete ve pete ekranlarda olurdu.

Polaris - Hey Sandy
Polaris adlı gruptan “Hey Sandy” adlı parça ile açılırdı dizinin introsu,(videoya bu linkten ulaşabilirsiniz.)introdaki karakter tanımlarında mom’s plate(annenin vakti ile bir kaza sonucu kafasına yerleştirilen metal plaka – dizide ara ara konuya dahil olurdu.) ve Küçük Pete’in kolundaki Petunia dövmesi de mevcuttu.

introdan görüntüler
1993 Kasımında ortaya çıkan Pete ve Pete’in IMDB notuda nostaljk değeri kadar yüksek,2.714 kişinin verdiği oylar sonucu dizi ben bu yazıyı yazarken 10/9.2 gibi yüksek bir ortalama tutturmuştu,Büyük Pete Michael C. Maronna tarafından canlandırılırken,ufak olan Pete ise Danny Tamberelli tarafından hayat bulmuştu.Aynı zamanda dizi Michelle Trachtenberg‘in ekranlarda ilk göründüğü yapımlardan biridir.Steve Buscemi ve Iggy Pop gibi konuk oyuncuları ile de her daim sıradışı bir görünüm çizen diziden aklımda kalan birde her markanın krebstar olmasıydı.Krebstar dizi senarist ekibi tarafından uydurulan ve genelde piyasadaki markalar ile dalga geçilmek için kullanılan bir ara malzemeydi.

intro
Bu yazıyı yazma sebebim ise geçenlerde Pete ve Pete’in tüm bölümlerini bulabilmiş olmam,ilk bölümünü indirdikten sonra izledim(Dizi için herhangi bir dilde altyazı mevcut değil.Orjinal dil ingilizce.) Diziyi izlemeden önce aklımda sadece Peteler,anne,az çok baba,nona,ellen kalmıştı ama ilk bölümde her ne kadar karakter çok da az olsa Artie,otobüs şöförü stu,pete’in sınıf arkadaşları gibi pek çok karakteri gördükçe kafamda birer birer ampüllerin yandığını orada olan herhangi biri görebilirdi,en son monitöre sırıtarak baktığımı hatırlıyorum.

introdan devam
Dizinin ilerleyen bölümlerinde karakter sayısı daha artmıştı,koltuk altı lekesi Fran(ter bezleri aşırı çalıştığı için bu ismi takmışlardı.),denetçi 34,Monica,Teddy ve daha bir çok yeni isim.Ama daha başlara baktığımız zaman Büyük Pete’in 1977,ufaklığın ise pek de ufaklık olmadığı 1982 doğumlu olduğunu görüyoruz,Dizi sona erdikten sonra Büyük Pete kendini okula ve bir kaç filme bir bölümlük de Gilmore Girls‘e verdikten sonra 2004 yılında gözlerden kaybolmuş,ufak Pete ise 2005′e kadar Nick çatısı altında kalmaya devam etmiş ve All That‘de sonuna kadar ilerlemiş son 4 senedir de kendisinden bir film veya dizi şeklinde bir haber alınamamış,ancak 2006′da Wendy’s(fast food zinciri) reklamlarında oynamış.

intro
3 sezon kadar devam eden Pete ve Pete’in maceraları günümüzde bir TV kanalında yayınlanmıyor,internette de orjinal dildeki 3 sezonu bulunabilir,ancak orjinal dilde dahi alt yazısı olmaması altyazıyı çevirecek olanları düşündürdüğünden pek yanaşanı da yok,3 sezonluk macerasında Pete ve Pete CableACE adı altında 1995 yılında yapımcısı ve yazarlarına bir de ödül getirmiş.Dizinin bölümlerine ait veriye ulaşamayanlar yorum vasıtası ile bana ulaşabilirler.Tekrar görüşmek üzere..
VN:F [1.8.6_1065]
Rating: +2 (from 2 votes)
Posted 11 ay, 2 hafta ago at 22:42. 6 comments
VN:F [1.8.6_1065]
Rating: 10.0/10 (2 votes cast)
Uyumam gerek ama uyuyamıyorum,bu noktada geçen günlerden aldığım bir penguen‘i okumaya başladım,Sezyum‘un köşesini okuyordum.Yine aynı köşeden öğrendiğim Isaac Asimov‘un kısa bir öyküsü olan The Last Question‘ı okumaya başladım.Isaac Asimov bilim kurgu sevenlerin yakından tanıyacağı bir isim olsa gerek,kendisi 1992′de AIDS sebebi ile ölmüş,AIDS’e yakalanma sebebi ise 1983 yılında geçirdiği ameliyat sırasında verilen kan.

Isaac Asimov
Bilim-kurgu sever olun yada olmayın The Last Question,çekici ve bir o kadar da ilham verici bir öykü,okurken bile aklıma pek çok senaryo geldiğini söyleyebilirim.Bu kısa öykü 3 kısımdan oluşuyor insanlığın giriş gelişme ve sonucu olarak da niteleyebiliriz ancak biraz daha içiçe olduğunu okuyunca göreceksiniz.AC(analog computer)’lardan gelen hikayenin ana repliği “insufficient data for meaningful answer” yada “anlamlı cevap için yeterli veri yok” demek yanlış olmaz.

The Last Question
Kısa öyküyü merak ettiyseniz ve illa da orjinal dilde okuyacağım diyorsanız : The Last Question – English ve yine de Türkçe çevirisi vardır bunun diyenlerdenseniz : Bölüm 1 – Bölüm 2 – Bölüm 3 adreslerinden Müjde Dural‘ın çevirisi ile okuyabilirsiniz.
VN:F [1.8.6_1065]
Posted 1 yıl, 1 ay ago at 03:56. Add a comment
VN:F [1.8.6_1065]
Rating: 10.0/10 (2 votes cast)
facebook fan page için alan adı almak için: bu sayfaya alttaki yorum için gelen arama sonuçlarını da görüyorum,kendi adıma bir fan sayfam yok ancak eğer bir sayfanız varsa facebook default olarak; “ http://www.facebook.com/pages/xxxxxx/123456789?v=wall&ref=nf ” tarzı bir uzantı ataması yapıyor siz bunu direk olarak facebook.com/xxx şeklinde kullanmak istediğiniz vakit fan sayfanızın öncelikle en az 25 kullanıcı tarafından takip edilmesi gerektiğini gördüm(kendime ait deneyimler değildir.)25 kullanıcı veya fazlasına sahip olduğunuz anda http://facebook.com/username adresine gidip talimatların izlenerek adın eklenilmesi önerilmiş.bunun için fan sayfam olmadığı için göremediğim kendi kullanıcı adınızı girdiğiniz bir sarı kutunun hemen altındaki “Set a username for your pages”(sayfanız için bir kullanıcı adı alın şeklinde de çevrilebilir) yazısına tıklayıp fan sayfanız için isim atayacağınız sayfaya yönlendirileceğiniz söylenmiş.Ayrıca yanlız bir seçim yapma hakkınız olduğundan alan adını alırken kontrol etmeyi unutmayın.
profiliniz için kullanıcı adı almak için: enteresan bir şekilde Amerika ve Avrupadan bu başlık çok hit almış; You can get your username via http://www.facebook.com/username/ (verilen adresten kullanıcı adınızı alabilirsiniz.)
Facebook profillerinin adres uzantıları bildiğiniz üzere: http://www.facebook.com/profile.php?id=xxxxxxx şeklinde bol rakam ile ilerliyordu ancak bir hafta önce home sayfasından her kullanıcıya bir alan ismi verileceği duyurulmuştu,Friendfeed’de de yoğun olarak bekleşen 15-20 kişi kadar bir grup ile 13 haziran günü sabahını sosyalradyo‘nun çalan parçaları eşliğinde gördük.Minumum 5 karaktere müsade eden facebook’ta hedef http://www.facebook.com/isim şeklinde url almaktı,ben /aydin olsun diye klavye başında beklerken son 1 dakika içine girildiğinde friendfeed’de post yağmuru vardı.

Facebook'ta son bir dakikaya girerken
Süre dolduğunda klasik facebook butonu içinde “devam et” yazısına tıkladık ve gelen pencereden önerilen uzantı veya kendinizin seçebileceği uzantı için bir bar eklemişlerdi.Ben direkt aydin yazip klavyeye abandığımı hatırlasamda facebooktan gelen yanıt aynı şekilde net oldu: “ALAMASSIN!“,el mahkum /aydinbaltaci uzantısını kabul ettik,en azından bunu alabildim diye ff’e döndüğümde /isim alabilen bir iki kişiye rastladım,/aydin’i kimin aldığını merak ettiğimde karşıma gelen uyarı şöyle oldu:

/aydin bulunamamış!
aynen sayfada istediğin sayfa bulunamadı yazıyordu,be arkadaşım sabah etmişiz madem kullanmıyorsun neden işgal ediyorsun /isim uzantımı?önce public olmayan bir kullanıcıdır dedim ama değil.Facebook ne yapıp edip bazı sayfaları bizden önce parsellemiş belli ki.Ama konu hakkındaki en acayip yorum yine ff’den Burak Dönertaş‘tan geldi aynen şöyle demiş: “bu arada facebook/usernamde ki geri sayımın koduna baktım. saati sizin makinanızdan alıyordu. yani sizin saatiniz yanlışsa kaçırabilirdiniz. o yüzden pc saatimi atomic saat serverıyla eşleştirdim. bu sayede facebook’un saatine en yakın saat ayarı oldu”.Ayrıca yine 9 hazirandan sonra kayıt olan abonelere haksızlığa karşı önlem olarak isim seçme hakkı verilmemiş.Sonuç olarak bir geri sayımı daha atlattık elimizde ise http://www.facebook.com/aydinbaltaci kaldı:)
An itibari ile bir edit geçmek gerek: öncelikle Özgür Alazın bir keşfini aktarayım /aydinbaltaci ve aydin.baltaci aynı adresi gösteriyor yani /xxyy yerine /xx.yy alma şansınız yok veya /xxyy şeklindeki profilinize /xx.yy şeklinde de ulaşabiliyorsunuz sanırım Facebook bazı isimleri kilit altına almış,hala Ankara,İstanbul gibi isimler Aydin ile aynı akibeti taşımakta,şehir ismi ayağına güme gitti sanırım benim /isim uğraşımda bu şekilde ve Oğuz Serdar‘ın feed’inden bir enstantaneyi de eklemeden geçemeyeceğim: bakın Facebook’ta Seda Sayan ve Tarkan’ın sayfaları ne alemde: http://www.facebook.com/sedasayan http://www.facebook.com/tarkan .
VN:F [1.8.6_1065]
Posted 1 yıl, 2 ay ago at 06:23. 11 comments
VN:F [1.8.6_1065]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
Bir hafta kadar daha yazı yazmayı düşünmüyordum ki,gördüğüm okuduğum bir kaç satır beni yazmaya itti.Keyifsizken yazdığımda otomatik olarak keyifsiz kelimeler çıkıyor ellerimden de ama hala sağa sola emo fotoğrafı koyacak kadar bunalımlı emotional bir bünyeye sahip değilim,miğdem sağlam anlayacağınız.En son iki ila üç hafta kadar evvel yazmıştım bir şeyler,arada geçen zaman türlü enteresan olaylar yaşadım,herşeyden evvel 79 model bir renault 12 ile yola çıkmanızı tavsiye etmiyorum,neden diye sorulacak olursa yakın zamanda ben çıktım.17.00 sularında yola çıktığım araç 4 vites çapraz herşeyden evvel diyelim ki alıştınız pek güzel ancak çevre yolunda gazınız bitti ve yardıma gelenler motorda fazladan parçalar buldular ancak buna rağmen araç çalıştı.İşte o noktada duracaksın.nasıl olsa gidiyor demeyeceksin arkadaş! Ha dersen önce 10km kadar sonra ışıkların yanmadığını fark edersin daha beteri kokpit ışıkları dahi söner ve akün biterse sende bitersin.

Bu arkadaş adam çağırıyor ama sonuç bin beter
neyse aracın sahibi adam çağırıyor bizi çekmeye 21:00 civarında bir uno geliyor halat tam 4 kere kopuyor “usta” şöförlerden biri vurdururum dese de beceremiyor ve sonuç olarak aküye aktarma yapıyoruz..ancak “usta” şöför büyük bir hevesle 2 kere 10 bin devrin altını görüyor ve aracı itiyoruz reno‘ya tövbe edip uzaklaşıyoruz.
Ayrıca finaller son vizeler derken 3 hafta içinde genelde hoşuma giden tasarım ögelerini derledim yazının sonundaki linkten tamamını görebilmeniz mümkün pek güzel işler var gerçekten,duş perdelerinden kitaplıklara kadar geniş bir ürün katalogu denilebilir.

Tasarım derlemesi yazının sonundaki linkte mevcut
Yine geçen haftalar içinde meşhur blogculardan birinin tasarımının aslında başka yabancı kaynaklı bir bloga ait olduğu ortaya çıktı ve ortalık kızıştı,hakaretler,davalar havada uçuşsada sonuç olarak bu meşhur blog sahibinin büyük kaybettiğini söylemek yanlış olmayacaktır.Son gördüğümde Friendfeed‘de özel bir feed’e sahipti kendisi pek de etliye sütlüye karışmıyordu eskisi gibi.Ayrıca default word press temasına geçiş yapmıştı,büyük kaybetti dememin sebebi kendisine bir kastım oluşundan değil yine Friendfeed üzerindeki diğer kullanıcı yorumlarını okuyup bu kanıya varmamdır.Aslında elimde screenshotlar ve isimler de olsa muhattap olmak veya konuya direkt dahil olmak istemediğimden yayınlamayacağım..

Love Actually'de Colin Firth'in pek şahane sahnelerinden
Yine geçen dönemde X-Men Origins: Wolverine ‘e gittim.Çizgi diziye pek sadık kalınmasa da beğendim,Hugh Jackman ve Liev Schreiber‘i pek sevmemin bunda etkisi olduğu da aşikar.Uzun süredir izlemediğim için merak edip kudurduğum Love Actually (Aşk Her Yerde)’yi de izleme şansım oldu ve iyi romantik komedileri zaten çok seven biri olarak pek beğendim.Filmde Colin Firth ve Lúcia Moniz‘in yer aldığı sahneler insanı mutlu ediyor gerçekten.Kendimi ekrana salak salak bakarken yakaladığımın sayısı 2 veya 3′tür.Filmin ayrıca Bill Nighy,Sienna Guillory,Liam Neeson,Emma Thompson,Keira Knightley,Hugh Grant,Billy Bob Thornton,Rowan Atkinson,Elisha Cuthbert,Shannon Elizabeth,Denise Richards,Claudia Schiffer gibi ünlüleri de buluşturan dev bir kadrosu var..Hugh Grant‘in oyunculuğunu ise Music and Lyrics‘den sonra 2.kez beğendiğim film oldu Love Actually.Yine filmlerden gidecek olursak Zoolander ve Marley & Me‘yi de izledim her iki filmde çerezlik keyifli filmler ancak Zoolander‘i Ben Stiller sevmeyen birinin izleyebileceğini sanmıyorum.
Filmlerden öte Supernatural,Lost ve How I met your mother da bitti,Fringe ile idare ediyorum şimdilik.Yaz için indireceğim bir liste de yaptım bir kaç yeni diziye başlamayı düşündüm ayrıca Penguins of madagascar adı altında nickelodeon‘da yayınlanan 12 dakikalık çizgi dizi pek güzel 16 bölüm ilk sezonun tamamının Türkçe alt yazısı da mevcut.

The penguins of madagascar
gel gelelim tasarım ürünleri mevzuuna öncelikle tasarımları webde gezerken “bu güzelmiş,aa buda şahane” tarzı aç gözlülüğüm ile biriktirdiğimi söylemeliyim.hafif geek işi de olsa beğeneceğinizi umuyorum:

Ürünlerdeki bu lamba favorim oldu
VN:F [1.8.6_1065]
Posted 1 yıl, 3 ay ago at 23:22. Add a comment
VN:F [1.8.6_1065]
Rating: 10.0/10 (2 votes cast)
Sinavlarim bitti,yine de ortalik durulmus degil,ödevler,sunumlar derken canim sikiliyor,içim bir rahat etmedi tam manasi ile yine de bos vakitlerimde bir seyler izlemekten vazgeçemedim.Ayni huy ile 2005 yilinda Lost‘a baslamistim 4 sene olmus hala izliyorum haftalik,yine House md,how i met your mother gibi diziler ile de bu bos vakitlerim sayesinde tanismistim.Arsiv konusunda oldukça iyiyim ama sadece depoluyorum sanirim yapacak bir sey olmadiginda da kesfe çikiyorum,son kesiflerimden biri ise Supernatural.Dizi yaygin bir sekilde izlenmiyor yani bir Lost veya HIMYM degil ama onlar kadar sariyor kesinlikle.Ilk 2 sezonuna sahip oldugum dizinin 3.sezonunun finalini de yazimi yazdiktan sonra yapacagim.Ayrica ben yaziyi yazdigim tarihlerde 4.sezon 19.bölümü yayinlanmisti en son.

Supernatural
Klasik tirsinç dizilerden degil Supernatural,kimisi için korkutucu olabilir zaman zaman ama ben keyifle izliyorum ve Lost gibi “dininin” diye bitmiyor,genelde bölüm finalleri House gibi oluyor.Mevzu çözülüyor ancak bazi seyler insani merakta birakiyor ve kendisini izlettiriyor.Dizi IMDB‘de 10 üzerinden 9 gibi bir not tutturmus,bende 9,5 veriyorum kendimi nimetten sayip.

evet abiler yakisikli ama konumuz bu degil
Dizinin basrollerinde Jared Padalecki ve Jensen Ackles var.Sam ve Dean Winchester kardesleri canlandiriyorlar.Ara rollerde ise Bobby ile Jim Beaver baba Jhon Winchester ile Jeffrey Dean Morgan ve Bela,Ruby gibi karakterler mevcut.

Ruby
Dizide ara karakterlerin en büyük görevi ortaligi karistirip kaybolmak,bir tek Bobby geldigi vakit derin nefes aliyoruz.Bunun yani sira Dizide Winchester biraderlerin kullandigi araba da en az basrol oyunculari kadar meshur,çocuklugumdan beri hasta oldugum impala dizide arz-i endam etmekte,meraklisi için araç 1967 model ve içi de disi kadar dikkat çekici.Ayrica gerçekte Winchester ise tüfekleri ile meshur bir silah üreticisi.

Gençlik yillarimdaki demon avlarimdan bi kuple
Dizinin ilk sezonunu söyle bir izlediginiz vakit zaten sadik bir izleyicisi oluyorsunuz,dizi ilk sezonda seytanlar ve ruhlar ile muhattap olup babalarini aramakta olan kardeslerin basina gelenleri konu ediyor,bu sezonda pek çok efsaneyi görmek mümkün,korkuluk,kancali adam,pek çok efsanevi meshur yaratigin diziye göre gerçek hikayesini ve ardindaki hikayeleri ögrendikten sonra isler 2. ve 3. sezonda bambaska bir boyut aliyor,izleyenlerin eksisözlük yorumlarina göre her sezon bir öncekinden çok daha güzel oluyormus buna bende 3 sezonu izlemis biri olarak damgali parmak basabilirim.

Supernatural Impala
Dizi örgüsü içinde arada da eglenceli bölümler var,zaten sakin ve hassas kardes Sam ile pek edepli olmayan ve sert ancak keyifli bir mizaca sahip olan Dean birader de dizideki denge unsurlarindan biri,son dönemlerde HIMYM hamilelerin durumu nedeni ile sarsilmisken,House‘da bazi ölümlere kizilmisken ve Lost‘u her hafta beklerken sikilanlardansaniz birakin Fringe vs gibi yeni dizileri 4 sezon beklemesiz sahane bir dizi Supernatural.Yogun bir sekilde tavsiye ederken bu ara yine pek düzenli yazamayacagimi belirtmek isterim,tekrar görüsmek üzere
Dizinin IMDB Sayfasi: http://www.imdb.com/title/tt0460681/
Dizinin Viki sayfasi: http://tr.wikipedia.org/wiki/Supernatural_(dizi)
Dizinin Yapimci(WB) Sayfasi: http://supernatural.warnerbros.com/
Dizinin Eksisözlük yorumlari: http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=supernatural

VN:F [1.8.6_1065]
Posted 1 yıl, 4 ay ago at 14:54. 1 comment
VN:F [1.8.6_1065]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
Ben daha serpilmemisken Olimpiyatlar bir baska güzeldi,evde koltugumuza kurulur uçani,kaçani izlerdik.Kim ne kadar atlamis,kaç beygirlik kosmus,biri birini devirmis hepsini bilirdik o dönem.Son bir kaç yarismadir bende o heyecan ölmüs bunu fark ettim.Adam 100 metreyi 9.69 ile kostu türlü saklabanliklar ile ben ise görüntüleri Milliyet’in dandik video sitesinden günler sonra seyrettim,o derece sogumusum.Bunun sebebi sporcularinda eskisi kadar renkli olmamasidir dedim,bu kaniyada Ato Boldon‘dan vardim.Simdi size eger agzini açsaydi Olimpiyat sampiyonu olacak bir adamin hikayesini anlatacagim..

Ato Boldon
Ato Boldon sekil itibari ile de görüldügü üzere sarkici Dogus modunda takilan bir atletti.Alemeti farikasi tuhaf gözlükleri ve saga sola karizmatik bakislar atmasiydi.100 ve 1500 metrede olimpiyatlarda 1996 ve 2000 yillarinda 2.lik ve 3.lük en büyük basarisidir.2. oldugu yarislarda birinciler ise Maurice Green ve Donovan Bailey(bunda üçüncü olmus.) idi.Kendisi 1992 yilinda 100 ve 200 metrede dünya gençler sampiyonu oldugunda beklentileri arttirsada kariyerinin devaminda bu basariyi tekrarlayamamistir.Bunun sebebi de o vakitler Olimpiyatlari izleyen biri olarak söyleyebilirsem eger Ato abinin agzi kapali kosmasidir.(kendisi Dünya sampiyonu olmus 1997′de Yunanistan’da.)

Ato Boldon Agzi yine kapali iken
Greenler,Bailey abiler can hiras kosarken,Ato genelde gözlügüm iyi mi?,yeterince karizmatik kostum mu sevdasinda oldugundan hep ikinci ve üçüncü olmustur.Ekran basinda kalp krizi geçirirdik biz bu abiyi izlerken yemin ediyorum.100 metre kosuyorsun Olimpiyatlarda,milletin yüzünün sekli degisiyor ama Ato burnundan nefes alarak kosuyordu resmen çin iskencesiydi kendisine bakmak.zaten google’da da görsellerde arayacak olursaniz Ato Boldon‘un agzi açik kosarken bir fotografi olmadigini göreceksiniz.

Ato Boldon
Tabi Ato Boldon sporcu kimligi disinda birde Mühendislik Fakültesini bitirmis,Calculus sinavinda yaninizda Ato yarmaliginda birini Türkiye‘de göremeyeceginiz için pek bir ilginç gelmisti bana ilk duydugumda.Evet kendisi su an 30′unu devirmis durumda hala sagda solda kosuyor mu bilmiyorum ancak bu adam agzini açip iki dakika poz yapmayi biraksaydi bugün olimpiyat sampiyonu olmasi isten bile degildi gerçekten.1973 dogumlu Trinidad Tobagolu bu sprinter genç hakkinda daha fazla bilgi wiki sayfasindan edinilebilir.

VN:F [1.8.6_1065]
Posted 1 yıl, 4 ay ago at 02:41. Add a comment
VN:F [1.8.6_1065]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
http://2009.blogodulleri.com adresinden isleyen çok güzel bir fikir blog ödülleri.2008′de baslamis(yanilmiyorsam.)ve ilk ödülleri ayni sene dagitmis organizasyon için oy verme asamasi basladi.Friendfeed hesabim sayesinde haberim olan bu organizasyonu ilk gördügümde fikir çok hosuma gitmisti,insanlar bütün bir sene belli konularda,kategorilerde,uslublarda yazilar yaziyorlar ve senede bir defa da olsa bu sekilde onore edilmeleri fikri kesinlikle çok hos.

Utanmadan birde yayinlarim,su ana kadar aldigim oy sayisi sayin seyirciler
Fikir bu kadar güzelken,organizasyon için bir seyler söylemek de gerek diye düsünüyorum.Öncelikle bu seneki ödüller çok güzel,otelde 2 kisilik konaklama vs vs diye uzuyor gidiyor.Web sitesi oylamaya geç baslasada sorunsuz çalisiyor,bir açik oldugu söylensede daha sonradan düzeltildi.Birde organizasyonun fecehat taraflari var,öncelikle bu noktada kitleleri pesimden sürükledigimi,her kategoride alip yürüyecegimi,mükemmel yazilar çikardigimi iddaa etmemekteyim,herhangi bir yanlis anlasilmaya mahal vermeyelim.Ama yinede adaylardan biri olarak bir seyler söyleyecek konumda oldugumu düsünüyorum.simdi:
**Adaylarin kendine oy verebilmesi kesinlikle yanlis karar,kim kazanmak istemedigi bir yarismaya girer?Ayrica bu hareket adaylarin oy dagilimini önemli bir sekilde düsürür.
**Oy sistemi çok etik degil.Hatta Friendfeed sayesinde hiç degil.Insanlar hos olmayan sekilde çetelesmisler(dogru tabiri bulmadim çeteci demek sert kaçmis olabilir.) Dedigim gibi “ben birinci olmaliyim!” modunda degilim ama buradan çikacak birinciler ne görsel ne de güzel yazilara sahip olduklari için degil,Friendfeed‘de gruplastiklari için çikacak bu da yarismanin adina bir gölge degildir de nedir?
**En azindan bir juri ile bloglar ayrilabilir,puanlanabilirdi.Bu sekilde organizasyon çok daha keyifli olurdu diye düsünüyorum.
**Ödüllerin çok göz kamastirici olmasindan çok insan yazdiklarinin karsiliginda böyle bir yarismada derece aldigindan ötürü mutlu olmalidir bence,2008 ödülleri çok orta karar ve yerinde idi.Elbette ödüller büyüdükçe katilim vs artacaktir,ancak benim görebildigim kadari ile insanlar sakayla karisik Ff tarzi ortamlarda oy istiyorlardi,bu kadar hirs vs bana çok tuhaf geliyor açikcasi..
Friendfeed‘de herhangi bir grubun içinde bulunmam vesilesi ile bu tarz bir yazi yazmayi düsünmesemde,yine de söylemek istedim.Neticede burasi benim çöplügüm:).Blog ödülleri hakkinda daha evvel bu ödülü kazanmis wolkanca blogunun sahibi sert bir yazi yazmis yaziya buradan ulasabilirsiniz.Bu adresi ve yaziyi verdim çünkü blog ödülleri hakkinda geri kalan yazilar genelde(çok fazla yazi var bu arada.)tanitim ve ödüller hakkinda,karsit görüs su ana kadar görebildigim tek yazidir.Her türlü konuda her zaman çoklu görüsleri belirtmek bana daha adil geliyor.Umarim 2009 blog ödüllerinden çikacak bloglar arasindan kendime yeni favoriler edinebilirim,bu kismen bir dünya kupasindan kendine favori futbolcu arayan çocugun hareketine benzesede,dünya kupalarini taraftari çok olana vermemeleri de konunun ana fikrini açiklamaya yeter sanirim..katilan herkese de basarilar diliyorum,oylari yanlizca begendigim bloglara verdim:)


VN:F [1.8.6_1065]
Posted 1 yıl, 4 ay ago at 04:08. 4 comments
VN:F [1.8.6_1065]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
Upuzun bir yazi ile geri döndüm sayilir ayni zamanda normalde yazilarimda renk kullanmasamda bu uzunluktaki bir yazi için gerekli oldu denilinebilir,Baslayalim…Rap müzik ile cosmam genelde,Beatles‘da pek etki etmez ruh halime ama müzik camiasinda gelmis geçmis en kafa karistirici ve merak uyandiran hikayeler hep bu köselerden çikmistir,elbette 80 ve 90′larda zenci kardeslerimizin birbirlerini vurmaktan bu denli zevk almalari da buna sebep olarak gösterilebilir.Ama bazi öyküler neye dayandirilirsa dayandirilsin veya kurgu oldugu ispat edilmis bile olsa altinda yatan “yoksa!?” kismi ile hep kafa kurcalayacaktir.Bunlardan ilki Beatles‘dan Paul McCartney‘nin öldügü ve yerine bir benzeri geçirildigine dair olan hikaye.

McCartney Öldü mü?
1966 yilinin Kasim ayiydi,saat sabah 5′e dogru Aston Martin* (sari linklerde resimler mevcut.)marka bir araç hizini alamayip kaza yapmisti ve araç yanmisti.Aracin sahibinin Beatles‘dan Paul oldugu öne sürülüyor.Ve kaza gecesi plak sirketinde Beatles üyeleri John Lennon* ,George Harrison* ve Ringo Starr* bulustular,Paul‘un ölümü onlari yikmis dahi olsa bu haberi gizli tutmaya karar verdiler,bunda plak sirketinin satislar yüzünden kaygi duymasi ve üyeleri buna zorunlu tuttugu da konusulmakta.Kaza gecesinden sonra düzenlenen Paul benzerleri yarismasindan sarki da söyleyebilen William Campbell isimli ingiliz seçildi ve bazi estetik operasyonlardan sonra Paul‘un yerine geçti.Ama grup üyeleri mecbur kaldiklari bu olayi içlerine sindirememislerdi,bu yüzden arkada bazi ipuçlari biraktilar.

Abbey Road Albüm Kapagi
Söylentiler bir radyo programina konu olmasi ile 1969 yilinda basladi,Russel Gibb adindaki bir dj,kendisini Tom olarak tanitan birinin aradigini ve Paul McCartney‘in öldügünü,yerine baskasinin geçirildigini ve The Beatles üyelerinin albümlerine bazi ipuçlari biraktiklarini söyledi.Tom yine:
***“Abbey Road” albüm kapaginda John Lennon(en önde) rahip,Ringo Starr levazimatçi(sagdan ikinci),Paul McCartney ceset(sagdan üçüncü) ve George Harrison da mezar kazicisi rolünde oldugunu iddaa etmisti.
***Ayrica Bazi Beatles parçalarini tersten dinlemesini tavsiye etmisti ve Russel Gibb bunu programinda açikladi.Gerçekten de iddaalarda haklilik payi oldugu görülecekti.

st pepper's lonely hearts club band Kapagi
***Paul öldükten bir sene kadar sonra çikarilan albüm st pepper’s lonely hearts club band kapaginda Beatles üyeleri bir mezarin önünde duruyorlar en ön ortada Paul var ve Paul‘un basinin tam üzerinde bir el var bunu vakti zamani ile Türkiye‘de(Tempo’dan Ege Bey’e bundan 4-5 sene kadar önce yaptigi bu derleme için tesekkürler.) bir dergide Paul‘un kutsandigi manasina geldigini okumustum.
***Ayrica mezardaki çiçeklerden yapilmis bas gitarda tel yerine konan çubuklarda 4 yerine 3 adet eklenmis buda bir eksik teorisinden Paul‘u temsil ettigi hatta Gitara uzaktan bakildiginda Paul yazisinin belirdigi de söylenmis.
***ayni sekilde albüm ismi yazan davula ayna ile tersten bakildiginda HE DIE yazdigi ve okun Paul‘u isaret ettigi de söyleniyor.
***Yine Albüm kapakçiklarinda George Harrison; Within you without you parçasinda “wednesday morning at five o’clock as the day begins” sözlerine isaret ettigi yani kaza anina isaret ettigi söylenmekte.

st pepper's lonely hearts club band kapaginda Paul'un kafasindaki El
Birde yine Radyoyu arayan Tom‘un baslatmis oldugu parçalari tersten çalma teorileri var;
***The White Album‘de I’m so tired isimli parça tersten çalininca “Paul is a dead man miss him miss him miss him” dizlerinin duyuldugu söylenmekte.
***Yine Abbey Road Albümünde plakadaki 28 IF plakasinin da Hayatta olsa idi 28 yasinda olacakti seklinde çevrildigi de söyleniyor.
*** Abbey Road albümünde(resmi az yukarida mevcut) bütün üyeler(Tom’un iddaasina göre rahip,levazimatçi,mezar kazici ve ceset)yolda yürürken Paul çiplak ayakli.Bu Hint inanisina göre ölü manasina gelmekte.

Abbey Road 28IF Plakasi
ispauldead.com gibi web sitelerinde bu sekilde tonla efsane okumak mümkün,hatta pek çogu “kanit”lari ile birlikte sunulmakta,ayni sekilde Paul McCartney‘in solak iken daha sonra sag elini kullanmasi gibi pek çok enteresan detay’a rastlayabilirsiniz.Isin daha da enteresani 1967 yilinda(Paul’un öldügü iddaa edildigi tarihten bir yil kadar sonra)albüm çikar ve grup üyeleri 1968 yilinda Hindistan’a gider.Abbey Road albüm kapaginda Paul’un ayaklarinin çiplak olmasi ile de çok örtüsen bir durumdur bu(ölü manasina gelmekte.).Yine enteresandir ki grup 1970 yilinda Lennon’un basin açiklamasinin ardindan tüm popülerligine ragmen dagilmasi da Lennon’un bu olayi hazmedememis olmasina baglanabilir.
Bölüm 2 – Tupac Amaru Shakur Teorileri
Elbette bu gibi hikayeleri bulmak çok güç degil Marilyn ablanin öldürülmesi,Kurt Cobain‘in vurulmasi,Elvis‘in tropik bir ada da takilmasi gibi pek çok kabullenilemeyen ölüm var,ama yine teorileri ile Paul McCartney‘in hikayesine tas çikartacak bir öykü daha var ki çok daha fazla ilgimi çekmisti ilk okudugumda.Tupac Amaru Shakur*‘un hikayesi(sari linklerde resimler mevcut.).Pek çok filme konu oldu,adina binlerce web sitesi var nerede ise,rap müzikten çok hoslanmasamda bu teoriler tarlasi öyküyü de pas geçmemek istiyorum.

Tupac ve Suge Knight
Tupac Amaru Shakur 1996 yilinda Las Vegas-Nevada Flamingo yolunda vurularak öldürülmüstü,ancak çok büyük bir kitle onun ölmedigini düsünmekte.Ve hakkinda ölmedigine dai en saglam ipuçlari olan kisidir ayni zamanda.Morgdaki otopsi görüntüsü hala küçük bir arama ile görülebilir ama bu bile hayranlarini tatmin etmemis dövmelerin eksik olduguna dair pek çok teori üretilmesine yol açmistir.Tupac hakkinda o kadar çok teori vardir ki Yapimcisi ve o dönem bati yakasinin güçlü ismi Suge Knight *‘in onu öldürttügü veya P.Diddy *‘nin Notorious * ile birlikte bunu planladigi gibi pek çok teori içinden en kafa karistirani 7 gün teorisidir.

2pac 7 gün teorisi
***Öncelikle The 7 day theory 2pac’in albümünün adi ve ayni albüm kapaginda kendisi çarmiha gerilmisti,bu O’nun geri gelecegine dair bir isaret olarak kabul ediliyor pek çok kisi tarafindan. I ain’t mad at cha adli parçasinin klibinde 2pac tiyatro çikisinda vuruluyor ve klipte bir melegi canlandiriyor.

2pac ölmedi iste kaniti tarzi bir gazete haberi
***Gerçekte ise Suge Knight ile beraber Mike Tyson‘in ünvan maçindan çiktiktan sonra Nevada yolunda vurulmustu isin enteresani devasa boyutlardaki 140 kiloluk Suge Knight kendine karsi yapildigi iddaa edilen bu saldiridan hiç yara almamisti sadece bir mermi kafasini siyirmisti ancak 2pac bu saldirida hayatini kaybetmisti.Yine ayni gün normalde giymekte oldugu çelik yelegi giymemisti bunun için 2 teori mevcut birincisi 2pac dövmeleri gözükmedigi için çelik yelegini sevmiyordu ve giymemisti,ikincisi ise Suge Knight sicak oldugunu ve giymemesi gerektigi söylemis olmasiydi.
***Still I Rise Cd’sinin Killuminati adli parçasinda ise Isa gibi geri gelecegini söylüyor ve yine sözleri tam anlasilamasa da Notorious Big‘in ölecegini(Biggie de daha sonra vurularak öldürüldü.) söyledigi varsayiliyor.
***2pac‘in 7 gün adli albümünün bir haftada yapildigi için bu adi aldigi söylensede tupac Eylül’ün 7’sinde vurulmustu ve 13′ünde öldü bu da 7 gün kadar hayatta oldugunu gösteriyor.Yine All Eyez On Me albümü 13 subat 96′da çikmisti ve tupac 13 eylül 96′da öldü aralarinda 7 ay var.Tupac 13 eylül’de hayatini kaybettiginde ölüm saati 04.03′dü 4+3=7 ve 25 yasindaydi 2+5=7‘den ayni teori içinde bu olayda yer aliyor.

tupac'in heykeli veya aniti bilemiyorum
***“Makaveli The Don Killuminati The 7Day Theory” ‘deki harfler karistirildiginda “Ok on tha 7th u think I’m dead yet I’m really alive” elde ediliyor ancak bu kelime oyunu bana çok zorlama geldi sayin okur.
***Heaven Gotta Ghetto klibindeki araba plakasi ise 61671 ve tupac‘in yine hastanede geçen bir klibindeki saat 4.03 yani ölüm saati.ayrica 2pac‘in 7 solo albümü bulunmakta,7 filmde oynadi,dogum tarihi 16 haziran 1+6=7,2pac in gang related filminde rozet numarasi 115 buda 1+1+5=7.
Bu ve bunlar gibi girla teori hayranlari tarafindan ortaya atiliyor,forumlarda hala “gelse manyak olur” gibi cümleler görmek mümkün.Ancak bu plak sirketinin basarili bir hamlesi de olabilir,yine bu karsi teoriye hayranlari ölümünden sonra kitabi çikan ve 6 klipte oynayan biri ölmüs olamaz diyerek cephe aliyor.

2pac'in saldiriya ugradigi araç
Buna benzer hikayeleri arttirmak mümkün bizim ünlülerimiz buna “beni siz yarattiniz” veya “alkislarinizla yasiyorum” diyor.Elbette bu denli kendini adamis fan kitlesine sahip kisiler veya gruplar öldügü zaman inanilmiyor ve teoriler zamanla su üstüne çikmaya basliyor.Elvis‘in tropik bir ada da balikla beslendigini düsünmek,Kurt Cobain‘in Istiklal’de niyet çektirmesi,Paul McCartney‘in ölmesi,Tupac‘in isi gücü birakip Bodrum’a yerlesmesi kadar gerçek olabiliyor ne yazikki.Yazida yaptigim bazi alintilar özellikle Tupac hakkindakiler için kaynak gösteremedim bunun sebebi ise yazanin belli olmamasi ve teorinin webde anonim olarak gezmesi,Paul McCartney için ise gerekli tesekkürü yazi arasinda belirtmistim,bu aralar çok müsait olamasam da Blink 182‘den yaziya uyumlu olarak I miss you ile veda ediyorum ve yazimdaki 70′lerin esintisi ile PEACE diyorum.

VN:F [1.8.6_1065]
Posted 1 yıl, 5 ay ago at 15:50. 2 comments
VN:F [1.8.6_1065]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
Okulda geçis sebebi ile programim alt üst olmus durumda ve bazen 1-2 saatlik aralarim oluyor.Yine bunlardan birinde kantine çay içip uyanmaya gittigim bir dakikada Atilim Üniversitesi Endüstri Mühendisligi Ögrenci Klübü’nün standi gözüme çarpti,bir tane brosür alip kantine indim.Brosür PDA‘nin düzenledigi Gelisim Günleri‘ne aitti.Ilk basta çok üstünde durmasamda Hakan Sükür‘ü görünce bir Besiktas taraftari olarak aklima Ercan Taner‘in “Kim atti!Kral atti!” repligi geldi.Çayi defteri birakip gidip biletleri aldim.Mybilet vs üzerinden alinan biletler 25 ytl,MEB Sura Salonunda ve okullarda ise 20 ytl idi bu biletler.Elbette her bilet 2 gün süren konferansin bir gününe katilimi sagliyor.2 günde katilmak isteyen biri 40 veya 50 ytl kadar ödeme durumunda.

Pda Afis
Cumartesi sabah saat 9 gibi Meb‘e vardim ve kaydimi yaptirdim.Henüz çok az kisi gelmisti ki saat 9.30 civari kalabaliklasma basladi.Bu arada Hasan Kaçan‘i gördüm,içeride benden daha rahat dolasiyordu.Programda yarim saatlik kadar kayma ile M.Tinaz Titiz (Beyaz Nokta Gelisim Vakfi Baskani,Kültür ve Turizm Eski Bakani) Girisimcilik adli Sunumuna basladi.En az sov içeren ancak genel itibari ile en çok begenilen sunu oldugunu söyleyebilirim.M.Tinaz Titiz konuya oldukça hakimdi ve sunumu keyifli noktalar ile süslemisti.
Girisimcilik Sunumunun ardindan yarim saat kadar ara verildi bu arada da insanlar sponsor olan Kurukahveci,Aroma ve Dogus Çay‘in standlarina yöneldiler.
Ara sonrasi Hayat Yolunda Basari adli Panel basladi.Panel Konusmacilari Hakan Sükür(Milli Sporcu),Tahsin Yilmaz (TTNET Genel Müdürü),Hasan Kaçan(Oyuncu) idi.Panel baskani ise Sedef Kabas‘di.Panel oldukça keyifliydi Tahsin Yilmaz beni pek tatmin etmese ve kafalarda pek çok soru isareti birakarak ayrilsada Hakan Sükür ve Hasan Kaçan bekledigimin üstü performanslari ile mutlu ayrildigimi söyleyebilirim.Panel hakkinda çözünürlügü ve sesi düsük bir kaç video:
Hakan Sükür
Hasan Kaçan
Hayat Yolunda Basari Konferansi sonunda yaklasik bir saat kadarlik bir yemek arasi verildi,ben konferansa kiz arkadasimla beraber katilmistim ve ikimiz birlikte hayatimizin en zulum iskenderini yedik.Ankara,Besevler metro duragi çikisinda bir Urfali(veya Urfalim)Kebap görürseniz hizlica uzaklasin efendim.
Döndügümüzde Baslayacak Sunum(ki biz öyle zannediyorduk.) Etkili Insan Olmanin Incelikleri adinda idi.Canten Kaya (Iletisim uzmani,Yazar.) performansi ile bunu sunumdan çikartip daha çok sova çevirdi,çok da iyi yapti.Günün en dikkat çekici,en keyifli organizasyonunu sahneledi.1 Dakikalik bir önizleme alttaki adresten edinilebilir:
Canten Kaya

Sunumlardan Görüntüler

Sunumlardan Görüntüler
Ve ilk günün son etkinligi olan Hafiza Teknikleri‘nde PDA Genel Koordinatörü Abdükadir Özbek sahne aliyordu.Bu etkinlikte 20 adet atasözünü resmen bir Array gibi hafizasinda tutacagini iddaa edip.ayrica atasözü numara 6 gibi isteklere de yanit verecegini söylüyordu.Dedigini de yapti,bu saskinlik üzerine teknigi ucundan gösterme zamani gelmisti.Ayni sekilde izleyicilerden 20 kisi sahneye çikti ve yine seyircilerden bir kisi daha hepsinin adini sorup aklinda tutup tutamayacagi sinanacakti.Gösterilen teknik ile enteresan bir sekilde isimler hafizada tutulabiliyordu.Teknigi burada anlatip büyüyü bozmasamda çok ekstrem bir durumun olmadigini ama keyifli oldugunu söyleyebilirim.Ayrica bu isi sahnee yapabilirseniz birde Sony Dijital kameraniz oluyor.

Konferans 5.Gün
Konferans sonunda PDA tarafindan hazirlanmis Sertifikalar dagitildi.Gerçekten bekledigimin üzeri bir programa sahip oldugunu ve yaziyi da belki bir dahaki sefere gitmek isteyip de kararsiz kalanlarin kafalarindaki soru isaretlerini kaldirmak için yazdigimi belirteyim.Bu arada Friendfeed sayesinde iletisime geçtigim Aykut Bey beni uyardi,kendisine gönderdigi güncel linkler için tesekkür ediyorum daha detayli bilgi için:
Resimler:http://www.flickr.com/photos/27943697@N08/sets/72157615035095124/
ayrica pda’nin sitesi: http://www.pdadanismanlik.com.tr
gelisim gunlerinin ise: http://www.gelisimgunleri.com,ayrica konferansin ve Pda‘nin Facebook gruplari da isinize yarayabilir.Yorumlarda Aykut Bey‘in yorumunu da okumanizi tavsiye ediyorum.

VN:F [1.8.6_1065]
Posted 1 yıl, 6 ay ago at 23:16. 2 comments